Hüseyin TOPHAN 8 Takipçi | 49 Takip

YETİMHANE

2015-11-26 09:06:00

YETİM HANE Akşam güneşi son kez savran köyünün sakar tepesinden yavaş yavaş süzüle süzüle veda ediyordu. Geçenin karanlığı iyice hakimdi köye, herkes uykuya yenik düşmüş oysa erkenden şehirdeki yetim hane yurduna götüreceklerdi. Duvarda çakılı Saatin hesabını bile yapamıyordu. Yel kovanı kocaman saatle adeta kalbinin atışı sanki yarış içindeydi. Sabah erkenden uyandırıldığında ve yetimhane yurduna gitmeden bile büyük bir korku ürkekliktik başlamıştı tüm bedeninde. Yurda gitmemek için bahaneler arıyordu. Köy muhtarı ve Dedesi çoktan tüm hazırlıkları yapmıştı sonunda gitme vakti gelmişti Baba annesiyle vedalaştı gözleri nemli içini çeke çeke ağzından akan salya boşunaydı Sonunda yurda geldiler kapıdan içeri girdiklerinde dedesi, muhtar müdürün odasında bir şeyler konuşuyorlardı Ramazan ise koridorda onları bekliyordu sonunda canı bir hayli sıkılmıştı koridoru boydan boya turlamaya başladı yurt çaycısı cay tepsisi elinde müdür beyin odasından içeri girdi ramazan bunu fırsat bilerek kapı aralığından içerideki konuşmaları dinliyor ve bakınıyordu müdürün odasında kocaman bir ahşap masa arkasına kurulmuş öne doğru eğilmiş bir şeyler anlatıyordu Müdürün oturduğu koltuğun arkasında cumhuriyet bayramında çekilmiş olduğu resimler yurdun logolu bayrağı mevcuttu müdürün odasında otantik bir hava vardı sade gösterişsiz ama değerli geçmişe önem verdiği raflardaki ve duvar köşesinde asılı panolardı. Ramazanı kapının aralığından bakınırken gördü yumuşak bir ses tonuyla hafif doğruldu masadan --Gel bakalım evladım yanıma bundan böyle sen bizimlesin Müdürün bu konuşması ramazanın içini dağladı artık anlamıştı tamamen savran köyünden koptuğunu Kurban bayramına bir hafta kalmıştı yetim hanedeki çocuklar için alınan tüm kıyafetler müdür beyin odasında poşetler içinde dağılacağı günü bekliyordu. Müdür bey ramazana poşet içinde bir takım elbise verdi ramazan yine de mutsuzdu elbiseler umurunda bile değildi. Muhtarla ve dedesi ramazanla vedalaştı dedesi Ramazana sarılırk... Devamı

BİRGÜN YETMEDİ

2015-02-13 15:22:00
BİRGÜN YETMEDİ |  görsel 1

Uzun bir zaman sessizlik simetrisi ve İstanbul! Beklenilen 'an' şimdi...Hep hayal dediğim tutkularımın birinci halkasına bir nokta koyabilmek adına işte beklenilen zamanımdayım.. Belki, hayır belki değil sevincimle geldim sana. Ayrılık vakti şimdiden yaklaşsa bile her anımı çok iyi değerlendirmeliyim diyorum kendi kendime ama nasıl? Çünkü vakit hep ilerliyor ve ayrılık vakti gittikçe yaklaşıyor. Sana kavuşmamın sevincinde bile buruk içim. Nede olsa 24 saat var önümde; Bir akşam namazı Eyüp sultan ve Fatihin dar sokaklarında kısa bir gezinti Arnavut kaldırımlı ıslak ve yokuşlu, sıcak ve maneviyatlı.Yaprağın bile kıpırdamadığı bir İstanbul akşamı. İşte zaman yine ilerliyor dur durak bilmeden. zaman yine yine zaman. İlk sabah, ilk uyanış, ilk merhaba var gözlerde. Martı sesleriyle güne başlamakta varmış nasipte, denize bakıp dalmakta. Sonra kalabalık şehrin yalnız insanların arasına katılmak işte... bu şehir böyle işte zaman ve mekan kim bilir insan ruhu ne çile içinde hiç avuçlarına alıp ruhunu sevdin mi yada hissede bildin mi oysa bu koca şehirde insan bir mum gibi eriyip gidiyordu şehrin acımasız sokaklarında, saat bir hayli ilerlemişti karşıya geçme vaktiydi Üsküdar sevgi dilini göğsünü kol kanat açmış bekliyordu sanki Aziz Mahmut Hüdayının sevgisi gibi, oysa benim için bir ilkti kendimce özgürce bir keyfi sefa dolaşmak, belki de son.nihavend makamında bir tahta çıkmıştım kendimce. Pejmürde bir Haz anlık vardı heybemde belki de. yarım bir sevda.Ama İstanbul’daydım göklerimin melal dizelerindeydim. Çehremin ne zamandır susadığı bereket hanesindeydim. Ya sonrası, sonrası bir kaç damla gözyaşıyla zor gelen veda... Elveda sevgili l!Birgün yetmedi ama,inan bunada şükrettim. Ya seni hiç göremeseydim? - İlk vuslatımda ayrılığa dayanamazken şimd... Devamı

MEDENİYETİMİZİN SESSİZ ŞAHİTLERİ

2015-01-11 19:52:00
MEDENİYETİMİZİN SESSİZ ŞAHİTLERİ |  görsel 1

Medeniyetimizin Sessiz Şahitleri İkinci Mahmud devrinde yetişen, zarif fıkraları ve hikmetli sözleriyle büyük bir şöhret kazanan Arif Molla: "Ne zaman Üsküdar'a geçsem, aklıma Âhiret gelir." diyor. Ona bu uhrevî havayı hissettiren yerlerden biri, şüphesiz ki, İstanbul'un en eski kabristanlarından olan Karacaahmet'ti. Şehrin göbeğinde, sahici belde olarak arz-ı endam eden bu kabristan, asırlık servi ağaçlarıyla, kavuklu, sarıklı, işlemeli mezar taşlarıyla, kalbleri yumuşatmaya devam ediyor. Sadece Üsküdar mı? Eyüp Sultan Hazretleri, gülümseyen gülleriyle ölüleri bile tebessüm ettiriyor. Gönül sultanları Merkez Efendi ile Yahya Efendi, nice âbidleri, zâhidleri, edip ve şairleri sinesinde barındırıyor. İnancın taşa nakşedildiği uhrevî mekânlar olan Osmanlı kabristanları, sadece Müslümanları değil, başta Pierre Loti olmak üzere Avrupalı seyyahları da tesiri altına almıştır. Bu yüzden olsa gerek Eyüp Sultan tepesinden mezarlığı seyreden Batılı bir seyyah: "Dünyanın hiçbir yerinde ölümü bu kadar güzel tasvir eden bir yer görmedim." demekten kendini alamaz. Fransız yazar ve gezgin Gérard de Nerval, seyahatnâmesinde, Osmanlı'da kabristanların, şehrin en güzel yerlerine kurulduğunu, etrafında, dışarıdan bakıldığında görüntüye engel olacak kadar yüksek duvarlar bulunmadığını ifade eder. Kabristandan mesajlar "Dünya lezzetlerini acılaştıran ölümü çok anın!" (Tirmizî, Zühd 4) mealindeki hadîs-i şerîfi kendine düstur edinen ecdadımız, ölümü sık sık hatırlamak için kabristanları genellikle şehrin ortasına yapmış, âdeta vefat edenlerle iç içe yaşamıştı. Ölüm hakikatinin c... Devamı

Kadın ve Erkeğin Teslimiyeti

2014-08-21 09:26:00
Kadın ve Erkeğin Teslimiyeti |  görsel 1

Neden kadın, başını erkeğin omzuna koyarken; erkek, başını kadının dizine koyar? Bu sahneyi gözümüzün önüne getirdiğimizde, izlediğimiz birçok filmde ve okuduğumuz birçok romanda bu sahnenin resmedildiğini hatırlarız. Belki de yakın zamanlarda bir yerlerde görmüş olabiliriz bu sahneyi. Ya da az önce başımızı olduğu yerden kaldırmış ve şimdi bu satırlarla alışveriş içine girmiş olabiliriz. Ne olursa olsun, bu tanıklıkların hiçbiri bize yabancı değil. Aşinası olduğumuz bir resimdir, erkeğin güvenilir omzuna başını yaslamış bir kadın ve kadının merhametli dizlerine başını uzatmış bir erkek. Bir şeylere olan aşinalığımız, çoğu kez o şeyleri basit hale getirir. Farkına varmayız; aslında her an, bir mucize gerçekleşir varlığına alıştığımız hayatı yaşarken. Kadın ile erkeğin ilişkisinde de doğanın bize sunduğu gizli saklı mucizeler vardır. Kendilerine teslim olmamız gereken mucizeler… Teslimiyet, insanın yaparken huzur bulduğu yegane davranış formudur. Dikkat edersek, her an bir şeylere teslim olduğunu görürüz insanın. Çünkü her zaman bir şeylere muhtaçtır insan. Tanrıya, kadına, erkeğe ya da bir nesneye teslim olur. Bu teslimiyete yol açan şey ise sevgidir. İnsan, severse teslim olur ancak. Kadın erkeği, erkek kadını sevince teslim olurlar birbirlerine. Her biri kendince ve doğasınca teslim olur diğerine. Kadın, erkeğin omzuna başını koyar; erkek kadının dizlerine koyar başını. Niye? Kadın ve erkeğin arasındaki bu farkın ortaya çıkmasını sağlayan sebep ne olabilir? Erkek, şefkat ve merhametine muhtaç olduğu kadını ararken; kadın güvenilir kollarına kendini bırakacağı erkeği gözler. Bu sebeple kadın, teslim olduğunda başını erkeğin omzuna; erkek, teslim olduğunda başını kadının dizlerine koyar. Bu farkın kaynağı ise erkek ve kadının doğasıdır. Erkeğin doğası kadına nispetle güç... Devamı

AĞLATTIN BENİ İSTANBUL

2014-07-25 02:25:00
AĞLATTIN BENİ İSTANBUL |  görsel 1

AĞLATTIN BENİ İSTANBUL Dün dolaştım yapayalnız bu şehirde, Galata da bir nargile molası verdim kendime, Sonra ver elini EYÜB SULTAN, İki rekât şükür namazı sonra Sevgiliye dua ettim, Gözler nemli kendimden geçtim, Yine kandırma beni, Ne sen değiştin, Nede insanlar, Korkutuyorsun beni, Cadde cadde, sokak sokak, Kaçıyorum senden bucak bucak, Her caddede her sokağında oysa ismin var, Kaçamıyorum senden vede bu şehirden , Oysa içimde senden bir şeyler var, HTOPHAN Devamı

FİLİSTİN'İN BAŞINA GELENLER

2014-07-19 18:48:00
FİLİSTİN'İN   BAŞINA GELENLER  |  görsel 1

Filistin sorunun kökleri 19.yüzyılın sonuna kadar uzanıyor. Anlaşmazlığın özünde, üzerindeki hak iddiası var. Sorunun günümüzdeki mevcut biçiminin 18.yüzyıl sonlarından başlayarak 19.yüzyıl başlarında yoğunlaşan Akdeniz sahiliyle Şeria nehri, Yahudi Göçü sonucunda 1948 yılında bu toprak üzerinde İsrail Devletinin oluşturulmasıyla ilgili olduğu söylenebilir. Filistin Sorunu; Si­yonistler tarafından Filistinliler kendi öz ülkelerinden zor­la çıkarılmış ve göçmen olarak çeşitli ülkeler­de zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakıl­mış 4.5 milyon Filistinlinin ülkelerine dönme ve bağımsız bir devlet kurma mücadelelerinin oluşturduğu  sorunlar bütünüdür. Bu sorun, en önemli uluslararası sorunlarından bi­ri olup halen çözüme kavuşturulmuş değildir. Filistin Sorunu, Orta Doğu bölgesini ilgilendi­ren bir bölgesel sorun olarak ortaya çıkmış, kısa zamanda uluslararası bir nitelik kazanmış ve özellikle uluslararası sisteme yön veren süper güçlerin yakından ilgilendikleri başlıca konulardan biri olmuştur. I.Dünya Savaşı’nın sonundan 1948′e kadar Filistin’de devam eden İngiliz manda yöneti­mi döneminde Filistin Sorunu yönetimin Siyo­nizm lehine olan tutum ve uygulamaları ile ciddi boyutlar kazandı. Savaş yıllarında İngil­tere Dışişleri Bakanı Lord Balfour 1917 yılın­da yayınladığı bir deklarasyonda, Filistin’de Yahudilere bir yurt temini için İngiliz hükü­metinin çalışacağı belirtilmişti. Filistin Sorununun ortaya çıkmasında en önemli paya sa­hip olan Siyonizm’e yapılan desteklerin başın­da Balfour deklarasyonu gelmektedir. Bu dek­larasyonla dönemin süper gücü olan İngilte­re&r... Devamı

DÖRT KOL

2014-07-17 18:52:00
DÖRT KOL |  görsel 1

Dört kol dört omuzda, Bu son yolcukta, Elde mendil başlar önde,  Gözler nemli çığlıklar kulakta, Son yolculukta artık musalla taşında, Dönüşü olmayan bu son yolda, Dualar edilir burada, Sual başlamış omuzda, Yatıyor musalla taşında bir ölü, Ağaçtan bir kutu üstü yeşil örtülü, Eşilir dört yanı dar bir çukur, Hani dünyaya sığmazdın bak budur, Doğduğunda annen sarmıştı bir kundak Son yolculukta bak yine bir kundak, Buraya ne getirdin sen sorulan suale bak, Ey karaca Ahmet Hüseyin TOPHAN ... Devamı

AŞK

2014-07-05 19:16:00
AŞK |  görsel 1

Aşk Nasıl Olmalı?  Çınar Gibi Olmalı  Sevgilin olmalı...  ...yanında huzur bulduğun...  ayrı geçen anlarında onu düşündüğün  yada bir dostun olmalı... sen gizlice sevmelisin..  o bilmemeli nasıl sevdiğini...  aşık olmalısın delice...  özgürce..  korkmadan söylemelisin sevdiğini..  ve hiç kimse umurunda olmamalı  öyle bir sevmelisin ki...  bıkmalı ayrılıktan... onsuzluktan...  mutluluk olmalı birde...  senin gözlerinde başlamalı...  onun yüreğinde bitmeli cümleler...  düşünmemeli yarını... hep bugünde olmalı...  kaçırmamalı güzellikleri... mutlulukları...  öyle sevmelisin ki...  kelimeler yetmemeli onu anlatmaya..  neden sorularının cevabı hep ismi olmalı...  aşk olmalı... sevgi olmalı..  aşık olmalı... sevgili olmalı...  birde kaçmamalı... korkmamalı..  benim gibi olmalı...  senin gibi olmalı...  aşk sen... sen, ben olmalı..  aşk’ ın da... aşk’ ımda...  çınar gibi olmalı...... Devamı

GÜZEL KADIN

2014-07-04 19:00:00
GÜZEL KADIN |  görsel 1

Bazen uzaklardasın benim içim desin, Aynı şehir aynı kıyıdayız, Aynı suyu aynı elektiriği kullanıyoruz, Şehrimiz aynı gönlümüz aynı,   Kim bilir, aynı fırından ekmeğimiz, Belki de aynı yerden yakıt alıyoruz, Belki de Kırmızı ışıkta birlikteyiz, Belki de yeşil ışıkta birlikte geçtik, Bu şehirde senle yaşamak bile güzel ey….. güzel kadın,   Bazen rüyamda kollarımdasın, Bazen ellerim ince belinde hayalindeyim, Bu şehri terk edemem.. sen olduğun için, Bu şehir de yaşamak güzel ey…. güzel kadın, Devamı

KIYAMETE ÇEYREK KALA ORTADOGU

2014-06-24 01:46:00
KIYAMETE ÇEYREK KALA ORTADOGU |  görsel 1

         Kıyamete çeyrek kala ve bundan 100 yıl önce başlatılan ve Emperyalistler tarafından planlanan bu proje günümüzde de devam etmektedir. Irak ve Mısır iç savaş halinde, mezhep çatışmaları var. Suriye ise zalim Esed yüzünden zor günler geçiriyor. Peki Suudi Arabistan gibi güya müslüman bir devlet neden haçlılar tarafından yapılan bu zulüme yıllarca sesini çıkarmıyor, çıkarmadı. Çıkaramaz çünkü, 1900 yıllarında gittikçe güçlenen Suud ailesi İngilizlerin desteği ile Osmanlıya başkaldırır ve I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz hükümeti ile anlaşan İbni Suud, Osmanlı ordusuna savaş ilan eder. Bunun karşılığında Suud Ailesinin toprakları İngiliz hükümetinin güvencesi altına alındı. İngilizler sayesinde 1932 yılında Suud krallığı ilan edilir, Suudi Krallığının kurucusu ve ilk kralı Abdulaziz bin Suud krallık tahtına oturur. Günümüzde tahtını korumak isteyen Suud ailesi ve buna benzer Birleşik Arap Emirlikleri de seslerini halen çıkarmıyorlar. Ortadoğuya bu kadar yüklenilmesinin bir sebebi daha var. Ortadoğu dini olarak dünyada önemli bir yere sahiptir.  Kudüs, Şam… Ortadoğuda petrol yatağı ve dini sembolleri olması kan gölüne dönmesin de iki önemli sebeptir. Beyazsaray yani Amerika bunun neresinde niçin bu coğrafyada aktif olma peşinde kimin emriyle bu bölgede müslüman coğrafyasındaki bu zülmün anahtarı kimin elinde kıyamete çeyrak kala ABD, İslam topraklarında savaşlara bulaştığı müddetçe Batı toplumlarına karşı tertip düzenlenmeye devam edileceğine inanıyor. Ülke içinde meydana gelen son terör tezgâhlarının asli nedenleri, Irak, Afganistan, Pakistan, Somali ve diğer yerlerdeki çatışmalarda... Devamı

BU CATIDA AKINTI VAR

2014-06-21 22:34:00
BU CATIDA AKINTI VAR |  görsel 1

Bugün Başbakan'a oy vermeyi düşünen hiç kimse Ekmeleddin İhsanoğlu aday oldu diye gidip oy vermez, tercihini değiştirmez Bizim toplumumuzda bilhassa muhafazakar tabanda en reaksiyon gösterilecek şey bir benzemezliğin CHP tarafından aday gösterilmesidir ve Ekmeleddin İhsanoğlunu esasen catıya koya koymakCHP ve MHP'nin aklına gelecek bir isim değildir. Aydın Doğan ve Pensilvanya'nın desteklediği ve catıta ötebileçek bir kuş olarak önerilmesi bazı baronların Pensilvanya' esasen aracı kurum asıl perde arkasındaki kale içi onay makamı ingiltere ve isimleri hafızamda şimdilik saklı oysaki o makamı doldura bilecek düzeyde bir güce sahip değil sn  Ekmeleddin İhsanoğlu  bu seçimde ölcüsünü alır geldiği gibi bu ülkeyi terk eder gittiği yerdede bu ülke için kuyular kazar ve havanda su dövmeye başlar oysaki bu catı adamının yüz ifadesinden anlaşılıyorki  bu eklem esasen dava adamıda değildir. O yüzden Mısır'daki darbeye karşı çıkamamıştır suriye konusunda aktif rol olamamıştır mavi marmara olayında Pensilvanya'nın talimatlarını uygulamıştır bu ülke daha önceleri  Ahmet Necdet Sezer dönemi zorluklarla aşıldı ve geçildi Abdullah Gül ve eşi zorlukla bu süreci aştı. Böyle bir mücadeleden sonra halk İhsanoğlu'nu niye kabul etsin? Gül'den sonra İhsanoğlu tatlıdan sonra turşu gibidir. Kimse artık ağzının tadını bozmak istemiyor. Devlet doğru refleksle, paralel yapıyı ve masum cemaat gönüllülerini ayırt ediyor artık cin şişeden çıktı Ekmeleddin İhsanoğlu siyaset insanı değil. Ayrıca temsil etmeye hazırlandığı taban açısından çok yanlış bir tercih. O taban ile hiç alakası yok. Ne CHP ne de MHP'nin tabanının benimseyeceğini düşünüyorum. İsmi, çaresizlikten gündeme geldi. De... Devamı